19 Haziran 2012 Salı

| Olanca mukavemetiyle yıkılmaya direnen kemerler |


















| Demirci'ye dair bir şiir: Ayazlama |


Sil kırmızısını yüzlerinin
Tezeği, yokluğunu tebeşirin
Eski, ince ve sabunsuzluğunu giysilerinin
Sancıyan mideni de ekmeksizlikten
Unut gitsin çağırma artık geriye
Unut yoksulluğun siyah beyaz lekelerini

Çağır belleğinde kalan “İki Tepe”yi
“Harman Yeri”ni, “Koyu Çayır”ı, taş okulunu
Özlemle anımsa derelerde çimdirdiğin çocukluğunu
Boz bulanık kuraklık günlerinde yaşlılığın
İster acıları gözyaşlarınla yoğur yarana merhem

Dilersen masal tadında anlat çocuklara ayazlanmasınlar.

Rahim Gür

| Issızlığın kapıları |































Hiç bir el açamaz sanki onları...

| Şıranede havut |


| Çardak ve eşyalar |


| Küllükte bir pulluk |


| Eski Kocaköprü |

















Diz boyunda, gümüş berraklığında su olmalı ki, kumları gıcırdata gıcırdata, usul usul girsin arabalar, atları sulamaya ıslık çala çala... 

| Zamanı hapsetsin de sanki bir daha hiç açılmasın diye kilitlenmiş gibi |


| Gora: Demirci'nin ahşap kilitleri 3 |


18 Haziran 2012 Pazartesi

| Kim bilir kaç çocuğun, 'yalayan cennete girermiş' saflığıyla eşiğini aşındırdığı kapı: Eski Cami |


| Şimdilerde 'metruk' hale gelmeye başlayan Eski Cami Mahallesi'nden Köy Meydanı |


| 'Makine' geldi, harman bitti! |

| Masal bilen, mani bilen, türkü bilen, ninni bilen eli öpülesi "nene"ler |



| 1980'li yıllardan bir nostalji: Belediye Bulgur Değirmeni |


| Demirci'nin ilk okulu: Demirci İlkokulu - 1939 |


| Gücünkaya |


| Eski Cami'nin avlusunda gölgelenen bir pamuk dede* |


*Bu çınarın ismi "Hidayet Emmi" imiş. Vefat ettiyse rahmet; yaşıyorsa sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler ola...