Zaman, mekân, insan...
31 Mayıs 2019 Cuma
| Bir güzel demir işçiliği... |
Elektriğin ve kaynağın olmadığı (henüz gelmediği) zamanlardan kalma bir güzel demir işçiliği...
Eski Cami civarında, eski dükkânlara ait yerleri fotoğraflarken biraz uzakta olduğu hâlde dikkatimizi çekti, biz de onun fotoğrafını çektik.
Elektrik kaynağı olmadığı için bağlantılar, kelepçeler marifetiyle yapılmış. Çok süslü, -ki demircilik zanaattir, abartıya, süse ne hacet, maksat o demirin takıldığı yerde vazifesini yapması, iş görmesi- çok ince bir el işçiliği yok ama sade. Ve bu nedenle güzel. Bunca zaman durması daha da güzel.
Bir hurdacıya üç beş paraya satılmamış olması ise ilginç.
29 Mayıs 2019 Çarşamba
| Demirci'de eski dükkânlar... |
Eski köy meydanı, Eski Cami'nin hemen önündeki genişçe alan imiş. Eski dükkânlar da bu eski meydanın etrafına ve hemen aşağısındaki yola serpiştirilmiş şekilde açılmış. Demirciden marangoza, nalbanttan bakkala o eski dükkânların hiçbiri şimdilerde çalışmıyor.
İşte o eski dükkânlar:
Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar açık olan loş ışıklı bu bakkal dükkânı, Ahmet Altın ve Orhan Altın'a ait.
Caminin sol tarafında, hemen aşağısında yer alan bu bakkal dükkânı, Niyazı Altın'a ait.
128 kapı numarasına sahip bu marangoz dükkânı, Adem Çavuş'a ait.
71 kapı numarasına sahip bu dükkân ...?... (Bilgisi olanlar, iletebilir.)
Ali Usta'ya ait demirci dükkânı.
188 kapı numarasına sahip nalbant ve demirci dükkânı, Hacı Ahmet Usta'ya ait.
![]() |
| Kuddusi Demir'e ait dükkân bir zamanlar açıkken... |
Bir demirci dükkânı... (Bilgi sahibi olanlar, tarafımıza iletebilir.)
1963 tarihli bu bakkal dükkânı, Yusuf Us'a ait.
175 kapı numarasına sahip marangoz dükkânı, Durmuş Hanlı'ya ait.

Bu demirci dükkânı da, Hacı Ali Demir'e ait.
1980'li yıllarda renkli renkli, çeşit çeşit dondurmalarıyla hatıramızda kalan bu bakkal dükkânı, Asel'e ait. (meşhur Asel'in dükkânı)
23 Mayıs 2019 Perşembe
| "Medrese" namıyla da bilinen bir zamanların Kurân Kursu |
Eski köy meydanındaki Eski Cami'nin altında yer alan bu kemerli oda, dönemin "Kurân Kursu" olarak hizmet vermiş. Kur'an Kursu ya da medrese denilse de öyle yatılı, geniş kapsamlı eğitimlerin yapıldığı bir yer değil, dönemin köy çocuklarının şimdiki "Yaz Kur'an Kursları"ndaki gibi elifba ve temel dini bilgiler eğitimlerini aldığı yer.
Merhum Ali Hoca'nın (rahmet olsun) ders verdiği bu kurs, günümüzde caminin odun kömür deposu olarak kullanılıyor.
18 Mart 2019 Pazartesi
| Harman olmayınca testiye, testi olmayınca çeşmeye ne hacet! |
İnsan dışı varlıktaki sabır, teslimiyet, şartlar ne olursa olsun vazifesini yapma gereği ne çok şaşırtıcı, ne çok düşündürücü...
Evet harman olmayınca testiye, testi olmayınca çeşmeye ne hacet!
Pet var, etrafa atılmış tonla sebil, ki çeşmeye de gereksizliğini hatırlatan!
Hey gidinin harman çeşmesi, Çayır Pınarı! (Çayır Bunarı)
| Kapı yapılmış bir düven... |
Artık harman olmayınca düvene de, düven olarak ihtiyaç yok zahir. Ona da kapı olmak vazifesi düşmüş kaç zamandır. Belki bu da iyi bir şeydir, nicesi gibi kırılıp odun niyetine bir kereliğine yakılıvermekten yeğdir, varlığını bu şekilde olsun sürdürebilmek.
Düvenin altında, bizim bildiğimiz, dikey sıralı çakmak taşı pullar olurdu. Bilen birine sorduk, karo/baklava deseni biçiminde taşları olan dövenler de varmış.
Demirci'de, bıçak kesmiş gibi kesilen, bir anda kayboluveren şeylerden biri de harmandı, düvendi, o eski tahta tekerli at arabasıydı.
6 Mart 2019 Çarşamba
| Diyanet TV, Demirci'deydi. Melek Nene: Bu hayat geçti, geçti ama bir de bana sor, nasıl geçti. |
Melek Özer'in (Melek Nene) -o dönem için herkesin aynısı olmasa da benzerini yaşadığı- zor ve ilginç hayat hikâyesi, Demirci'nin terkedilmeye yüz tutmuş eski mahallelerinin ve siyah beyaz fotoğrafların görüntüsü eşliğinde kendi ağzından Diyanet TV Bir De Bana Sor programındaydı.
Melek Özer (Melek Nene), bu programdan yaklaşık 3,5 yıl sonra, 2018 Temmuz'unda vefat etti. Cümle geçmişlerle, göçmüşlerle birlikte rahmet olsun.
4 Mart 2019 Pazartesi
| Nicedir akmayan bir çeşme... |
Eskicami'den Aşşoba'ya inerken yol kenarında sağda öylece duran bir garib çeşme. Göğsünde taşıdığı beyaz mermer kitabesine göre "YSE, 1969" yapımı. Aktığı zamanları hatırlamıyorum. Akmadığı zamanlarıysa hiç unutmuyorum.
Belki de her şey, suyu her daim açık ve fıtratın gereği olarak bedelsiz olan bu çeşmenin (ve akranı olan diğer çeşmelerin) akışının durdurulmasıyla -kapatılmasıyla- başladı. Köyü, kırsalı hane başı mükellef yapmanın, yetinir olmaktan tüketiciliğe sevketmenin ilk aşamasıydı. Gerçi bunca zaman akmaya direnebilir miydi, yoksa diğer sular gibi çekilir ya da kirlenir miydi?
Bu çeşme ister aksın ister akmasın neyse ki şimdilerde BİM var, A101 var, olmadı "keşke her gün kurulsa" derdirten pazar var. Şişede su, kutuda süt, sentetik yumurta, katkılı un, glikoz bal, hibrit bakliyat...
Modern zamanların hediyesi olarak istediğin, istemediğin her şey var. Ne güzel köy, ne güzel köy hayatı...
1 Mart 2019 Cuma
| Bir zamanların kimya fabrikası: Bezirhane |
Yerel söylenişle "bezirana" da denilen bezirhane, Demirci'de 1970'li yıllara kadar hizmet vermiş. Karamehmetler'e ait olan zamanın kimya fabrikasından günümüze, kayadan oyma geniş bir holden başka pek bir şey kalmamış.
Kayaya oyulmuş kitabede, şunlar yazıyor:
İcatı 1935 (plan, proje hazırlık)
Aleti 1936 (alet, edevat, techizat tedariki)
Yörümesi 1938 (çalışması, üretimi)
Senesi
İcatı 1935 (plan, proje hazırlık)
Aleti 1936 (alet, edevat, techizat tedariki)
Yörümesi 1938 (çalışması, üretimi)
Senesi
28 Şubat 2019 Perşembe
| "Biriktirmek"ten kasıt bu muydu? |
Değişen zamanın ve mekânın izdüşümü olan hatırayı ve eşyayı, pek koruyamamış, pek biriktirememiş olmalıyız ki, doğa bizim yerimize elimizin asıl emeğini, asıl eserini bir güzel biriktirmiş.
Bu durumda yukarıda görülen plastik ve türevi her türlü madde, doğa şartlarında binlerce yıl bekleyip kaybolmadığı için herhalde geleceğe bıraktığımız gerçek, sağlam, kalıcı bir kültür mirası oluyor.
Sahiden de binlerce yıllık ömrüyle o plastik yığını, Kalealtı'ndan Eskicami'ye, Aşşoba'dan Kurtuluş'a -çok değil, 25-30 yıl içinde- harabeye dönmüş o taş evlerden, ıssız sokaklardan, sessiz mahallelerden çok daha kalıcı.
"İnsan biriktirir" denilirken belki de bu "plastik koleksiyonu" kastedilmiştir.
11 Nisan 2018 Çarşamba
| Kara lastik, soğuk kuyu, naylon, çedik... |
Kara lastik, soğuk kuyu, naylon, çedik... Kışın donduran, yazın terleten bu "ayakkabı"ların başka başka isimleri var mı, bilmiyorum. Yeşil, mavi, lacivert, gri renkli olan naylonları kızlar, kadınlar giyerdi, kemer bağcıklı, tokalı çedikleri de çocuklar... Belki de yokluk zamanları herkes bulabildiği her şeyi giyiyordu. "Acer" kokusu üzerinde tüten bu ayakkabıların yeni alındığında verdiği sevinci, mutluluğu şimdiki çocuklar, hediye "iphone" paketini açarken bile yaşayamamıştır.
26 Ekim 2017 Perşembe
| TVNET Gezgin Programı, Demirci'deydi. |
Demirci Kasabası doğası, tarihi, kültürü ve özellikle mimarisiyle yöredeki en önemli yerleşimlerden birisi. Mimarisi önemli çünkü, kesme taşla yapılan bu evler, Kapadokya, Güneydoğu, İç Ege'deki eski yapılara benzemekle birlikte yakın dönem Türk sivil mimarisinin özgün örnekleri olarak duruyor.
"Türk sivil mimarisi" ifadesini kullanıyoruz çünkü kasabanın geçmişinde (örneğin yakınlardaki Gelveri/Güzelyurt'ta olduğu gibi) Rum, Ermeni sakinler ya da mübadiller, muhacirler yer almıyor. Ancak kasabada gayrimüslim ahali yaşamamış olsa bile, yakın çevresindeki (Kapadokya, Gelveri) kadim yerleşikler olan Rumların mimarisinden etkilenme oldu mu, olduysa ne oranda oldu bilemiyoruz.
Şimdi bu evler, eski mahalleler harabe hâlde, tamamen yıkılmadan, yok olmadan ya da muhtemel bir "kentsel dönüşüm" projesinde iş makinelerince moloza dönüştürülmeden ihyâ (restorasyon değil, ihyâ) edilmeyi bekliyor.
Bkz:
▪ Demirci'de 'Açıkhava Tarih ve Kültür Müzesi' mümkün mü?
▪ İnsan, unutmamak için hatırlamalı, kaybetmemek için saklamalı.
▪ 'Demirci Evlerine etnoarkeolojik bakış.
8 Temmuz 2017 Cumartesi
| Demirci'de bir eski çoban: Gostalı |

Asıl adı, Rasim. Peki neden Gostalı? Gosta ne, kim ya da nere? Bu lakabın etimolojisi ya da hikâyesi ne? Bilmiyoruz...
Bkz. Gostalı
Fotoğraf: Bayram Emlik - Facebook.
20 Haziran 2016 Pazartesi
| İnsan, unutmamak için hatırlamalı, kaybetmemek için saklamalı... |
Zaman geçer, mekân değişir ama insan yaşar, insan biriktirir, insan unutmaz...
Demirci'de de belki hatırlayan, biriktiren birileri vardır ya da olacaktır.
Bkz. Demirci'de 'Açıkhava Tarih ve Kültür Müzesi' mümkün mü?
14 Haziran 2016 Salı
| "Çocukluk düşlerinde cennete bağlı bir yerdi sanki, Demirci" |
Bayram Emlik'in Facebook sayfasından bir yorum*:
"çocukluğumun yokuşu...
harman zamanı, 'zara'yı (zahire) eve taşırken o yokuşta zorlanan atlar...
yaz günü, erken bayram sabahlarında, kahve kokusunun süslediği köy odasında tadı, şimdilerde hiç olamayan yemekler...
uzun gecelerde, temposu değişen saat tik tak'larına gürül gürül çağlaşıyla eşlik eden ırmak...
sanki bir western sahnesi: aşşoba'yı (aşağı oba) doldurup harman yoluna doğru taşan sürüler...
ve sanki balta girmemiş amazon ormanı, baştan başa kavaklıklar...
billur ırmak, gümüş balık, serin çeşme; gölgeli bağ yollarında toz, toprak...uçsuz bucaksız gibi gelen harman yığınları...
kumluk'un beton zemininde, ahşap tekerine geçirilmiş metal çemberiyle gümbür gümbür iç titreten, dört nala at arabaları...
'gurbet'ten gelmiş bir çocuğun merakına: kurbağalar, kazlar, kuzular, taylar, boduklar...
konaklara özenen evler, o evlerde fesli ebeler, köstekli, kasketli dedeler...
ahırlar, samanlıklar, odalar, odalar, odalar...
köy, çocuk düşlerinde cennete bağlı bir yerdi sanki...
artık hiçbirisi yok!"

"...o 'yokuş', şimdi korku filmlerine 'doğal' set!"
ALINTI: Helâk filmi, set fotoğrafı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















































